


Boluspor yıllardır sadece bir futbol kulübü olmadı. Bu şehirde büyüyen çocukların hayali, tribünlerde omuz omuza verilen mücadele, deplasman yollarında yaşanan fedakârlık ve Bolu’nun ortak hafızası, kahvede-berberde konuşulanı, tartışılanı oldu. Şimdi ise kırmızı-beyazlı camia, belki de son yılların en kritik süreçlerinden birinden geçiyor.
Olağanüstü genel kurul kararı alındı. Tarihler açıklandı. Kulübün borç yükü kamuoyuyla paylaşıldı. Taraftar endişeli, şehir meraklı, camia ise “Şimdi ne olacak?” sorusunun cevabını arıyor.
Asıl mesele şimdiye kadar ne bir aday yada bir isim duyuldu ne de bir oluşum beklentisi var. Kayyum kapıda borç bize göre, Boluspor’a göre çok çok fazla.
Bir diğer mesele; Boluspor’un önümüzdeki yıllarda nasıl bir yol izleyeceği, hangi anlayışla yönetileceği ve en önemlisi bu şehrin takımına ne kadar sahip çıkacağıdır.
Türk futbolunda artık sadece iyi niyetle kulüp yönetmek mümkün değil. Ekonomik gerçekler ortada. Giderler büyüyor, gelirler aynı hızda artmıyor. Transfer yasağı riski, futbolcu alacakları, vergi yükleri ve sürdürülebilirlik problemi birçok Anadolu kulübünü çıkmazın içine sürüklüyor. Boluspor da bu tablonun dışında değil. Artı birde stadyum meselesi başlı başına bir problem. Yıllardır başladık, başlayacağız denildi, ortada bir torba çimento bile yok!.
Ancak tam da bu noktada kongre süreci büyük önem taşıyor.
Bu süreç kişisel hesaplaşmaların değil, ortak aklın süreci olmalı. Kimsenin “Ben olmazsam olmaz” deme lüksü yok. Aynı şekilde sadece eleştirip kenarda durmanın da kimseye faydası yok. Çünkü Boluspor’un bugün ihtiyacı olan şey; güçlü bir yönetim kadar, birleşmiş bir şehir iradesidir.
Taraftar üzerine düşeni yıllardır yapıyor. Soğuk havada, yağmurda, deplasmanda takımını yalnız bırakmıyor. Şimdi destek sırası; iş dünyasında, yerel yöneticilerde, eski yöneticilerde ve bu kulüpten aidiyet duyan herkeste.
Kongre salonuna adaylık için gelecek isimler kadar, o isimlere verilecek destek de belirleyici olacak. Tabi kongreye kadar bu isimler netleşirse. Bu sezon verilmeyen destek, az kalsın facia ile sonuçlanıyordu.
Yeni yönetim kim olursa olsun; şeffaflık, mali disiplin ve altyapı odaklı bir anlayış artık tercih değil zorunluluk haline geldi. Günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir yapı kurulmadığı sürece her kongre dönemi aynı tartışmaları yeniden yaşatacaktır. Her sezon hayal edilen süper lig yine hayallarde kalacaktır. Kaldı ki her yeni sezon bir önceki sezondan daha zor, daha sıkıntılı.
Boluspor’un kaybedecek zamanı yok. Birileri konuyu masaya yatırmalı. Eski başkanlar, eski yöneticiler, yeni yönetici adayları bir şekilde bir masada toplanmalı stadyum başta olmak üzere Boluspor’un geleceği planlanmalı.
Çünkü futbol artık sadece sahada oynanmıyor. Yönetim masasında yapılan doğru hamleler, bazen sahadaki galibiyetlerden daha değerli hale geliyor.
Bu nedenle önümüzdeki kongre, sıradan bir seçim değil; Boluspor’un geleceğine yön verecek kritik bir dönemeçtir.
Ve unutulmamalıdır ki…
Bu kulüp yalnızca yöneticilerin değil, tüm Bolu’nundur.
1 yorum yapılmış
Taraftar ne görevi yaptı. Bir kaç maçında seyirci yoktu.bu ligin kıymetini bilmezseniz bal da oynar