HAKEMLİKTE YENİ BİR ÇIĞIR: PENALTI OLMAYAN POZİSYONDAN PENALTI ÇIKARMAK

Fuat Bayramoğlu

19/08/2026
19
AĞU
2026

Bu hafta Erdem Mertoğlu’nun yönettiği karşılaşmayı izlerken, futbol adına yeni bir hakemlik anlayışına şahit olduk. Doğrusunu söylemek gerekirse, hakemimiz o kadar “olağanüstü” bir yönetim sergiledi ki, maçın sonunda insanın aklına tek bir soru geldi:

Böyle bir yetenek neden hâlâ Dünya Kupası’nda yok?

Gerçekten yazık!

UEFA ve FIFA yetkilileri herhalde bu büyük yeteneği keşfetmekte biraz geç kaldılar. Çünkü sahada yalnızca futbol kurallarını uygulayan sıradan bir hakem görmedik. Kuralların sınırlarını zorlayan, hatta zaman zaman kurallara yeni anlamlar kazandıran bir yönetim anlayışı izledik.

Hele Boluspor aleyhine verilen penaltı kararı…

İşte o karar, hakemlik tarihinde ayrı bir yere konulmalı.

Pozisyona bakıyorsunuz; iki futbolcunun ayakları karşılıklı olarak birbirine temas ediyor. Pozisyonun penaltıyla uzaktan yakından ilgisi olmadığını düşünenler olabilir. Hatta bu pozisyonu 100 hakeme gösterin, muhtemelen 100'ü de “Penaltı değil” diyecektir.

Ama bizim kahraman(!)  hakemimiz 101. ihtimali keşfetti!

Penaltı olmayan pozisyondan penaltı çıkarma sanatı!

Bu artık yalnızca hakemlik değil, biraz da üstün kabiliyet meselesidir.

Şapkadan tavşan çıkaran sihirbazları da kıskandıracak bir gösteriydi doğrusu.
Çünkü sihirbazlar en azından şapkalarının içine tavşanı önceden koyarlar.
Bizim hakemimiz ise sahada olmayan penaltıyı adeta havadan icat etti.

Maşallah!

Böyle bir “takdir hakkı” kullanımı her hakeme nasip olmaz.

Futbolda hakemin görevi pozisyonu doğru değerlendirmek, oyunun adaletini korumak ve futbolculara güven vermektir. Ancak bu karşılaşmada başka bir hakemlik anlayışı gördük. Adalet terazisi vardı ama ibrenin nereye döneceğini tahmin etmek mümkün değildi.

Bir başka dikkat çekici görüntü ise Batman Sporlu futbolcuların hakemin etrafında toplanmasıydı.

Futbolcular hakemin başından ayrılmadı. Hakemimiz ise son derece misafirperverdi.

Yanına geleni geri çevirmedi, herkesi dinledi, herkesle ilgilendi. Neredeyse maçın hakemi değil de sahanın “futbolcu iletişim sorumlusu” olduğunu düşünecektik.

Futbolcuların hakemin etrafında oluşturduğu kalabalık da maçın ayrı bir görüntüsüydü. Hakemimiz futbolcularla arasındaki mesafeyi o kadar güzel ayarladı ki, bir ara maçın hakem tarafından değil, futbolcularla ortaklaşa maçı yönetildiği hissine kapıldık.

Bu da yeni bir uygulama olsa gerek!

Üstelik hakemimizin en büyük özelliklerinden biri de istikrarıydı.

Yanlış değerlendirmelerde bile olağanüstü mükemmel bir istikrar gösterdi.

Maç boyunca seyircinin, futbolcuların ve ekran başındakilerin kafasında aynı soru dolaştı:

“Bu karar nasıl çıktı?”

İşte hakemimizin başarısı da tam burada ortaya çıktı.

Kimsenin tahmin edemediği kararları verebilmek…

Kimsenin penaltı olarak görmediği pozisyonda penaltı düdüğü çalabilmek…

Oyuncuların başına kadar gelen itirazları büyük bir sabırla dinlemek…

Ve bütün bunları yaparken kendinden emin görünmek…

Gerçekten kolay iş değil!

Bu nedenle kendisini tebrik(!) etmek gerekiyor.

Çünkü sıradan bir hakem maçı yönetir.

Büyük yetenek ise maçın hikâyesini değiştirir. Bolu’yu itina ile kesti, biçti.

Bizim hakemimiz de bunu yaptı.

Futbolcular sahada futbol oynamaya çalıştı, hakemimiz ise adeta kendi senaryosunu yazdı.

Biz de bu olağanüstü(!)  yeteneği hayranlıkla izledik.

Dünya futbolunun böyle bir yeteneği keşfetmemiş olması gerçekten düşündürücü.

Belki UEFA ve FIFA yetkilileri bu maçı izlememiştir.

İzlemiş olsalardı, belki de hemen harekete geçerlerdi.

Çünkü dünya futbolu yeni bir hakemlik anlayışıyla tanışmaya hazır:

“Penaltı yoksa bile vardır; yeter ki hakem görsün!”

Şaka bir yana…

Futbolun en önemli unsurlarından biri adalettir. Hakemin verdiği kararın doğru veya yanlış olması kadar, futbolcunun, kulübün ve taraftarın “Bu maç adil yönetiliyor” duygusunu yaşaması da önemlidir.

Bir hakem kararlarıyla güven vermiyorsa, maçın futbol tarafı ister istemez geri planda kalır.

Bu nedenle hakemler oyunun önüne geçmemeli; oyunun adil şekilde oynanmasına yardımcı olmalıdır.

Ama bu hafta öyle olmadı.

Hakemimiz öyle bir performans ortaya koydu ki, maçın ardından futbolu değil, hakemliği konuştuk.

Ve son sözümüz de şu olsun:

Er+dem Mert+oğlu’nu gerçekten tebrik ediyoruz.

Böylesine “unutulmaz” bir yönetimi uzun zamandır görmemiştik.

Hele o penaltı…

O penaltı kararı gerçekten muhteşemdi. Çünkü ortada penaltı yoktu.

İşte asıl maharet de burada zaten: Olmayanı görebilmek!

Dünya futbolu bu yeteneği daha fazla bekletmemeli.

UEFA, FIFA…

Duyuyor musunuz?

Yeni bir hakemlik yıldızı doğuyor!

Yalnız küçük bir ricamız var:

Dünya Kupası'na göndermeden önce, bir kez de 100 hakeme o penaltı pozisyonunu gösterin.

Sonucu tahmin etmek zor değil.

100 hakem “penaltı değil” der.

Bizim hakemimiz ise 101. kez düdüğü çalar.

Çünkü bazıları pozisyonu görür…

Bazıları ise Mert+oğlu gibi, pozisyonu yeniden icat eder.

 

 

Yorum yazın
İmlası çok bozuk, büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Çok kısa ve konuyu zenginleştirmeyen yorumlar YAYIMLANMAYACAKTIR.
Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Yazarın diğer yazıları