


Eski Boluspor, Yeni Boluspor’u 6-0 yendi.
Başlığı bilerek böyle attım.
Çünkü Bandırmaspor’un sahasında yalnızca Bandırmaspor yoktu.
Bir zamanların Boluspor’u, eski Bolusporlular ve Boluspor’u çok iyi tanıyan bir teknik adam da vardı.
Sonuç?
Bandırmaspor 6 – Boluspor 0.
Bu büyük bir hezimet.
Yarım düzine gol ne silgiyle silinir, ne de Asperox’la çıkar.
Çok can yakıcı, insanı hırpalayan bir sonuç.
Anlaşılır gibi değil.
Bu takım bu hâle nasıl geldi?
Bu takım mühendisliğini kim yaptı?
“Böyle gider” diye kim ajite etti, kim yönetimi ikna etti?
Anlamakta güçlük çekiyorum.
O diil de!
Mevzunun anlaşılacak tarafı kaldı mı, ondan da emin değilim.
ESKİ BOLUSPOR SAHADAYDI
Bandırmaspor’un mevcut kadrosunda daha önce Boluspor forması giymiş tam yedi futbolcu bulunuyor:
Ali Ülgen, Burak Bekaroğlu, Bartu Kulbilge, Dean Liço, Hakan Bilgiç, Lucas Lima ve Muhammed Gümüşkaya.
Başlarında kim var?
Boluspor’un eski teknik direktörü Ertuğrul Arslan.
Yedi eski futbolcu, bir eski teknik direktör…
Toplam sekiz eski Bolusporlu.
İşte başlığın ironisi de burada:
Eski Boluspor, Yeni Boluspor’u 6-0 yendi!
Üstelik öyle tesadüfen, üç beş topun sekip kaleye girmesiyle filan değil.
Oynayarak.
Pas yaparak.
Sorumluluk alarak.
Ne yaptığını bilerek.
BANDIRMA RETARDER’E BASTI
Bu karşılaşmadan zaten fazla umudum yoktu.
Birinci umutsuzluğum, Ertuğrul Arslan gibi cıva gibi bir teknik direktörün rakip kulübede oturmasıydı.
İkincisi Bandırmaspor’un kaliteli, sahada sorumluluk alan oyuncularıydı.
Nitekim Boluspor hiçbir varlık gösteremediği karşılaşmadan farklı mağlubiyetle ayrıldı.
Hatta açık söyleyeyim:
Bandırma retarder’e basmasa tarihî fark daha da açılabilirdi.
Ben artık sahadaki futbolculara da acıyorum.
Çünkü Boluspor şu görüntüsüyle bu ligin dengi bir takım değil.
Bandırmaspor da Ertuğrul Arslan ile farkını ortaya koyunca korktuğumuz başımıza geldi.
Şimdi ne yazsak, ne söylesek boş!
Söylenmesi gerekenlerin hepsi belki açık açık söylenmedi ama fazlasıyla ima edildi.
Kalemimizi kırdık.
Tükenmez kaleme sarılmadık.
Ve Fakat!
Gidişat fecaat.
DANIEL FARRAR İPİN UCUNU KAÇIRDI
Daniel Farrar başta olmak üzere takımın tamamında bir panik havası görüyorum.
En masum, en hatasız dediğimiz kaleci Tafas bile hata yapar hâle geldi.
Takım gittikçe dibe yaklaşıyor.
Daha çok haftalar var.
Ama görüntü hiç açıcı değil.
Daniel Farrar ipin ucunu kaçırmış gibi duruyor.
Her hafta farklı kadro.
Her hafta farklı stoper.
Her hafta başka bir orta saha.
Stoper tarafı zaten başlı başına muamma.
Ağır aksak, hata oranı yüksek oyunculardan mürekkep bu alanı ben hep mayınlı bölge olarak gördüm.
Hoca;
Bir hafta Cuesta…
Diğer hafta Bartu Göçmen…
Olmadı Elvin Yunuszade…
Bir hafta Tolunay…
O da olmadı:
Son sürprizimiz Can Arda!
Hangi kritere göre bu çocuk sahaya atlıyor anlamış değilim.
Antrenmanda görüyorum iştahsız, o isteksiz hâlini, o mental eksikliğini.
E Hoca!
60. dakikada beş oyuncuyu birden değiştirmenin manası ne?
Bu, taktik müdahale mi?
Yoksa “Olmadı, hepsini değiştireyim” çaresizliği mi?
Madem değiştirecektin; neden ilk etapta sahaya sürdün.
Hangisi Kıymetli Hocam..
Hala! Amerikalı’nın eli değmiş diyemeyecek miyiz.
Hiçbir gelişme, gelişmeye dair en ufak bir ipucu görünmüyor.
KAPTAN DA DÖKÜLÜYOR
Ya senin kaptanın?
Kırım, her hattıyla dökülüyor.
İlk golde ortayı önleyememesi, forvete uzak kalması ona yakışıyor mu?
Kaptan bana kalırsa ya kaçak güreşiyor ya da bildiği, gücünün yettiği bu kadar.
Bugün Argüello da kötüydü.
Zaten iyi olan futbolcu neredeyse yoktu.
Altıncı haftadır bir oyun sistemi hala yok. ŞBoluspor şöyle oynar, şimdi şuraya atar o buraya atar falan bir ezberimiz gelişmedi hala..
Sayın Amerikalı Hocam…
Aklınızda bir sistem var da siz mi beceremiyorsunuz? Yoksa takım mı? sistemi uygulayamıyor.
En iyi dediğimiz Tafas’ı bile hata yapmaya zorlayan böylesine dağınık bir takım varken diyecek söz bulamıyorum.
Bir tek Alptekin Çaylı’nın bireysel olarak çabaladığını gördüm.
O kadar.
İNSAN BİRAZ OYNAR GİBİ YAPAR!
Daniel Farrar’ın Ertuğrul Arslan’a karşı teknik-taktik bir üstünlük kurmasını zaten beklemiyordum.
Boluspor’un sahaya çıkan oyuncularından da fazla ümitli değildim.
Ne var ki;
Yarım düzineyi de beklemiyordum!
İnsan biraz oynar gibi yapar.
Defans yapar.
Duvar olur.
Et olur, kemik olur.
Bir şeye bürünür de kellesini verir, kalesini vermez mesela!
Yok.
Bunlarda takım aidiyeti de yok.
Takım disiplini yok.
Mental güç yok.
Kalite yok.
Şut yok.
Pas yapma becerisi yok.
Sorumluluk alan yok.
Kaptanın ağırlığı yok.
Teknik direktörün ağzı var, dili yok.
Aidiyet duygusu yok.
Hiçbir şey yok…
Bir şey var:
Kalemizde bol gol var!
Altı tane!
Üstelik takım beş haftadır galibiyet yüzü görmüyor.
Ve altıncı mağlubiyetini, altı gol yiyerek taçlandırıyor!
Böyle bir ironi ancak futbolun başına gelebilir.
Allah sizi bildiği gibi yapsın…
BU DEFA İSTİFA BENDEN!
Taraftar haftalardır bağırıyor:
Kimsenin yerine karar veremem.
Kimseyi de istifaya zorlayamam.
Ben farklı bir yerden bakıyor ve kendi adıma bir karar vermek üzereyim.
Madem sahada galibiyet yok…
Madem haftalardır yazıyoruz, çiziyoruz, anlatıyoruz, ima ediyoruz…
Madem sözün de kalemin de tükendiği yere geldik…
O hâlde
Boluspor ilk galibiyetini alana kadar; Boluspor yazmayı bırakıyorum!
Ve kalemimi masanın üzerine bırakıyorum.
Boluspor kazandığı ilk gün; gelip masadan o kalemi alacak iyi şeyler yazacağım.






