


Mesele sadece 90 dakika, üç puan ya da bir mağlubiyet değil.
Mardin 1969 Spor sahada ne yaptığını gösterirken, Boluspor’a da neyi eksik yaptığını düşünme fırsatı bıraktı.
Boluspor–Mardin 1969 Spor karşılaşması, şimdiye kadar izlediğim en ilginç karşılaşmalardan biri oldu.
İlginç diyorum çünkü daha maçın ilk dakikalarında içime hiç hoş olmayan bir his çöktü:
Hatta daha açık söyleyeyim; farklı bir mağlubiyet ihtimali, daha karşılaşmanın başında maçı izleme psikolojimi bozdu.
O nedenle önce biraz Mardin 1969 Spor’u konuşmak gerekiyor.
BU TAKIM TESADÜFEN KURULMAMIŞ
Mardin 1969 Spor’un oyun şekli, futbolcularının iştahı, oyuncular arasındaki senkronizasyonu ve saha içindeki görev paylaşımı dikkat çekiciydi.
Daha ilk dakikalarda makine düzeninde işleyen, özellikle sağ kanattan kurgulanmış ve belli ki üzerinde çalışılmış hücum organizasyonları Boluspor’u ciddi biçimde zorladı.
Bir başka gerçek daha var:
Mardin 1969 Spor çok sağlam transferler yapmış.
İlk 11’deki oyuncuların neredeyse tamamının yeni transferlerden veya kiralıktan dönen isimlerden oluşması başlı başına üzerinde durulması gereken bir konu.
Kalede Erce Kardeşler…
Amedspor, Hatayspor ve Trabzonspor tecrübesi bulunan deneyimli bir eldiven.
Orta sahada Dorde Denić…
Sırbistan’ın genç millî takım kategorilerinden geçmiş, merkez orta saha karakteri güçlü bir oyuncu.
İleri uçta Olarenwaju Kayode…
Gençlerbirliği, Shakhtar Donetsk, Ümraniyespor ve Sivasspor gibi kulüplerin havasını solumuş etkili bir santrfor.
Sol tarafta Zdravko Dimitrov…
Levski Sofia, Bodrum, Amed ve Sakaryaspor gibi takımların tecrübesini taşıyor.
Emre Taşdemir deseniz; Galatasaray, Bursaspor, Kayserispor ve Kasımpaşa geçmişiyle zaten bu ligin üzerinde ciddi bir kariyer birikimine sahip.
Bünyamin Balat, Eray Korkmaz, Tanio Teklić, Baba Alhassan, Mustafa Şengül…
Her birinin futbol geçmişine ayrı ayrı baktığınızda ortaya bir gerçek çıkıyor:
Denizhan Taşkan ise sağ kanatta Boluspor'un sol tarafını fazlasıyla üzdü.
Sonradan oyuna giren Ahmet Ülük'ün Dimitrov'un hazırladığı pozisyonu gole çevirmesi bile Mardin'in yalnızca ilk 11'inin değil, kulübesinin de oyunun içerisinde olduğunu gösteriyordu.
Ben!
İnce elenmiş, sık dokunmuş bir transfer hikâyesi var.
Toplam 16 yeni transferle böylesine kısa sürede bu seviyede bir oyun birlikteliği yakalamak yalnızca para harcamakla açıklanabilecek bir durum değil.
Burada oyuncu seçimi var.
Planlama var.
Rol dağılımı var.
Ve en önemlisi;
Bir futbol aklı var.
KIRK YILDIR BERABER OYNUYOR GİBİLERDİ
Mardin 1969 Spor sahanın her bölgesinde koşan, her mevkide sorumluluk alan ve zaman zaman adeta ezbere oynayan bir takım görüntüsü verdi.
Bu seviyedeki futbolunu ve deplasmanda aldığı farklı sonucu tesadüfe, günün şartlarına veya gecenin cilvesine bağlamak…
Sizi bilmem ama bana göre ayıp olur!
Hele hele;
“Boluspor kötüydü, onun için Mardin kazandı.” Asla diyemem..
Çünkü bu ifade Mardin 1969 Spor’un hakkını yemek olur.
Sahada coşkulu, organize, fiziksel olarak diri ve zihinsel olarak aç bir takım gördüm.
Sanki bu futbolcular birkaç ay değil de kırk yıldır beraber oynuyorlardı!
İstenen skor yakalandıktan sonra ise karşılaşmanın karakteri tamamen değişti.
Maç bir anlamda hazırlık karşılaşmasına evrildi.
Futbolcular bireysel teknik becerilerini göstermeye, teknik ekip farklı taktik uygulamaları denemeye başladı.
Boluspor’u ise isteksiz, yetersiz, dağınık ve rakibe teslim olmuş gördüm.
İşte insanın canını acıtan tarafı biraz da buydu.
BU MAÇ AYILMAMIZA VESİLE OLUR MU?
Bilmiyorum.
Ve fakat…
Bu karşılaşmadan da şehir, takım ve yönetim olarak ders çıkaramıyorsak;
YAPACAK BİR ŞEY YOK!
Sahada yokuz.
Tribünde yokuz.
Skorda yokuz.
Puanda yokuz.
Oyunda yokuz…
Ben Mardin 1969 Spor karşılaşmasının Boluspor adına bir silkelenme, kendine gelme ve ders alma karşılaşması olmasını temenni ediyorum.
Şehirde genel kanaat belli:
Olabilir…
Ama;
Bence kazın ayağı pek de öyle değil!
MESELE SADECE DANIEL FARRAR MI?
Teknik Direktör Daniel Farrar'ın takımına ve kendisine güvendiğini görüyorum.
“Ölümüne” diyebilecek kadar takımına bağlı, aidiyet duygusu yüksek bir karakter görüntüsü veriyor.
Ama futbol yalnızca aidiyetle, heyecanla ve iyi niyetle yürümüyor.
Bugün Boluspor çevresinde bir-iki uç yorum dolaşıyor.
Bir tarafta;
Diğer tarafta;
Ben iki yorumun arasında başka bir yere bakıyorum.
Boluspor için asıl tehlike mağlubiyet değil; sorunları her mağlubiyetten sonra başka bir kişiye veya başka bir başlığa yükleyerek geçiştirmek.
Çünkü bence burada tek bir suçlu yok.
Hatta belki de hiç suçlu yok!
Ama bu işte
Ne taraftar tek başına suçlu…
Ne futbolcu…
Ne teknik adam…
Ne siyaset…
Ne bürokrat…
Ne de yalnızca mevcut yönetim.
Çünkü futbol artık eskiden bildiğimiz futbol değil.
Mardin 1969 Spor'un kısa sürede oluşturduğu yapı da aslında bize biraz bunu anlatıyor.
ESKİ BAŞKANLAR AYNI MASAYA OTURMALI
Tam da bu nedenle Boluspor'un geçmişinde sorumluluk üstlenmiş başkanların kafa kafaya vermeleri gerektiğini düşünüyorum.
Yener Bandakçıoğlu..
Emin Semercioğlu…
Mehmet İnceayan…
Necip Çarıkçı…
Abdullah Abat…
Savaş Abak…
Mahmut Alan..
Erdal Bayrak…
Oturacaklar.
Konuşacaklar.
Tartışacaklar.
Ve en önemlisi;
Şehre Boluspor'un gerçek fotoğrafını anlatacaklar.
Her birinin kısa uzun önemli başkanlık dönemleri oldu.
Başarılı oldukları zamanlar da oldu, başarısız oldukları zamanlar da…
Bugün bunların hesabını tutmanın çok fazla anlamı yok.
Esas mesele;
Gelinen nokta.
Çünkü hepsinin farklı yönetim biçimleri vardı.
Farklı kimyaları…
Farklı karakterleri…
Farklı çevreleri…
Farklı kulisleri…
Farklı lobileri vardı.
Bunların toplamından belki yeniden bir Boluspor aklı çıkar.
HER MAĞLUBİYETTEN SONRA AYNI EZBER
Her mağlubiyette stat…
Her hezimette teknik adam…
Her kötü oyunda futbolcu ve transfer…
Her puan kaybında tribün…
Siyaset, bürokrat, işadamları..
Artık bunlar ezber oldu.
Ve bana artık hiç mantıklı gelmiyor.
Mardin 1969 Spor karşısında alınan sonuç elbette konuşulacak.
Teknik adam konuşulacak.
Transferler konuşulacak.
Yönetim konuşulacak.
Tribün konuşulacak.
Ama artık başka bir soruyu da sormanın zamanı geldi:
Mardin 1969 Spor belki bize yalnızca bir maç kaybettirmedi.
Belki önümüze kocaman bir ayna koydu.
O aynaya kızmanın anlamı yok.
Mardin'e de kızmanın anlamı yok.
Rakibin başarısını küçümsemenin hiç anlamı yok.
Mardin 1969 Spor'u ortaya koyduğu futbol ve aldığı sonuç nedeniyle tebrik etmek gerekir.
Sonra dönüp aynaya bakmak!
Çünkü galiba Bolu şehri bir şeyleri ya eksik görüyor…
Ya eksik bakıyor…
Ya da;
Asıl meseleyi görmezden geliyor.
Mardin aynayı tuttu.
Şimdi mesele, Bolu Şehrinin o aynada ne gördüğüdür.






