


Âşık Mahzuni Şerif’in, "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana" türküsünü dinlemişsinizdir mutlaka. Sözleri pek güzel ve anlamlıdır. Mesela, "Mevla’m gör diyerek iki göz vermiş" satırı…
Usta’nın mesajını aldım, iki gözümü de kullandım; Mardinspor maçına kendi penceremden baktım. Ve yine Âşık Mahzuni Şerif’in ağzı ile dedim ki: "Gönül bu oyuna nasıl dayana?"
***
Mardinspor karşısında resmen ezildik. Rakibimiz çok mu iyiydi?
Yooo!
Bana göre biz çok kötüydük.
"Öne çıkalım" dedik, geriyi tutamadık; "geriyi sağlama alalım" dediğimiz zamanlarda bu defa da öne gidemedik. Kalecimizden başka öne çıkan bir başka oyuncu göremedik.
Yani futbol adına hiçbir şey üretemedik; üretemezdik de…
Niye?
Herhalde kapasitemiz, oyuncu kalitemiz bu kadar.
***
Üçüncü maç bitmiş, bana göre hocamız hâlâ ideal kadro arıyor. Ama aradığını da bir türlü bulamıyor.
Nasıl bulsun?
Boluspor hiç hazırlık maçı yapmadı ki, rakiplerini terazinin bir kefesine, diğer kefesine koyup tartamadı ki. Tartamayınca da ‘‘ Bu kadro bu ligi taşır veya taşımaz’’ sorusuna cevap aranamadı ki.
Şimdi ne yapıyoruz?
"Resmi müsabakalarda 'hazırlık maçı' yapıp ideal kadroyu ararken, sahada acı gerçekle yüzleşiyoruz"
***
Peki, diyelim ki hocamız elindeki kadroyu öğrendi. 4. maçtan itibaren de tercihlerini doğru kullanmaya başladı.
Şimdi ne yaparız, maç kazanmaya başlar mıyız?
Fırsat buldukça ligimizde bulunan diğer takımların maçlarını izliyorum. Oyun tempolarına, taktik anlayışlarına, futbolcuların bu lig tecrübelerine bakıyorum.
Bir kefeye Boluspor’u, diğer kefeye rakiplerimizi koyup kendime göre bir değerlendirme yaptığımda gördüğüm şu: Diğer takımların pek çoğu her anlamda bizden çok ilerideler.
Yani, FUTBOL GERÇEĞİ ile yüzleştiğimde…
Yine ustanın "Mahzuni Şerif'im dindir acını / Bazı acılardan al ilacını" dizeleri geliyor aklıma. "Acımızı dindirecek ilaç bulmak kolay değil" diyorum.
***
Yukarıdaki satırlar benim görüşüm. Ama Boluspor’un geçmişini ve bu ligin dinamiklerini iyi bilen pek çok isimle gerek yüz yüze gerekse telefonla da sürekli görüşüyorum. Onlarda bir tedirginlik içerisindeler.
Kulübümüzün efsane futbolcularından olan Halil İbrahim Eren de geçtiğimiz haftaki köşe yazıma çok kıymetli bir yorum bırakmış: "Eleştirilecek bir şey yoksa takım yoktur."
Sözün bittiği yer tam da burası işte. Bu yalnızlık ortamında bir şeyler yapmak, çözüm yolu üretebilmek için bile bir şeyler yazamıyorsak…
Vay halimize…
24.08.2026
Muharrem Demirel






