TAKTİK SANATI

Göksel Yıkmış

23/03/2021
23
MAR
2021

Futbol, futbolseverlere birçok duyguyu aynı maç içerisinde yaşatabilecek bir oyun. En çok da zafer kazanmanın verdiği mutluluk, izleyenleri bu oyuna bağlar. Zaferler bazen göze hoş gelen bir oyunla gelir, kimi zamansa taraftarlara seyir zevki açısından sıkıcı gelecek bir şekilde gelir. Ancak her iki durumda da öyle futbol anlarına şahit oluruz ki bazen hafta boyunca bütün çalışmalarınızın karşılığını almanız, rakip kaleciyle karşı karşıya kalan futbolcunuzun yapacaklarına bağlıdır. Örneğin; bu hafta Ankaraspor-Boluspor maçında top bir o kalede, bir bu kaledeydi. Ancak üç puan son dakikalarda bulduğu gol ile Boluspor’un oldu. Öte yandan derbi mücadelesi belki de Beşiktaş’ın galibiyetiyle bitecekken Fenerbahçe’nin son bir gayreti ile puanlar paylaşıldı. Futbolseverler için doyurucu maçlardı. Peki, teknik direktörler de aynı şeyi mi düşünüyor?

Teknik direktörler, futbol sistemlerini klasik taktiklere göre; rakibe göre, elindeki oyuncuya göre, takımın ligdeki durumuna göre, göze hoş gelen güzel oyun oynatmaya göre, ya da bütçeye göre planladıklarını dile getirmektedir. Ancak onlar için hedef her zaman aynıdır: Zafer kazanmak. Sun Tzu; ünlü eseri “Savaş Sanatı”nda "Kendinizi yenilmez yapın. Rakibinize yalnızca zayıf olduğu anda yüklenin. Unutmayın ki, iyi savaşçılar yenilmelerinin olanaksız olduğu yerlerde konuşlanırlar." demektedir. Bu yüzden bir oyun aklına bağlı olarak uygulandığı sürece kendi yarı sahasında top çevirmek de rakibin üstüne defalarca hücum etmek de birer taktik sanatıdır. Her iki oyun aklında da amaç, rakibin zayıf anını yakalayıp skor üretmektir. Öyleyse“zafer” kazandıran sadece oyun felsefesi midir?

Birbirinden değerli teknik direktörler ile yaptığım araştırmalarda futbol ile felsefe arasında sistemsel bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşmıştım. Yani ülkemizdeki teknik direktörler, felsefenin futbol oyun zekasına etki ettiğini, felsefenin futbola yol gösterici olduğunu söylemektedir. Bu yüzden futbolda bizim anlık olarak izlediğimiz gol fırsatlarının arkasında aslında defalarca çalışılmış bir oyun şablonu yatar. Bu oyun şablonları ise takımın teknik direktörü ve antrenör ekibinin oyun aklı sayesinde oluşur. Bunlar maçlara taktik sanatları ile yansır. Bu bazen göze hoş gelebilir, bazen de daha sıkıcı olarak gördüğümüz bir oyun aklı; kazanmak açısından daha efektif olabilir. Zafere giden bu yolda teknik direktörler ile taraftarların istekleri ne derecede örtüşebiliyor? Bir sonraki yazıda işlenmeye değer bir konu…

23.03.2021

Göksel YIKMIŞ

Yazarın diğer yazıları